3 Şubat 2015 Salı

Gözetim üzerine

‘‘Global surveillance’’ is not the result of a Machiavellian project whose end is to take control over individual minds. The hypothesis of a Big (or even a small) Brother is very far from what [is currently happening]. In fact, the very concept of ‘‘control’’ constitutes a fantasy – that of a radical and ultimate manipulation of individuals. [. . .] This infantile view of surveillance is currently imploding and fissuring due to the proliferation of non-hierarchical, polycentric, and multi-objective surveillance technologies.

27 Ocak 2015 Salı

Doxa: Greek word for an opinion that may be at least partly true but cannot be fully expounded.

2 Ocak 2015 Cuma

Zizek, Lubitsch

... Miller'a göre bir psikanalist, siyasi alana müdahale etmeyi umursamayan bir ironist konumundadır. Suretler yerli yerinde kalsın diye hareket etmekte ve bir yandan da gözetimi altındaki öznelerin onları gerçek olarak ele almamasını sağlamaya çalışmaktadır. İnsan kendini bir şekilde onlar tarafından kandırılmış kalacak hale getirmelidir. Lacan, 'kanmayanlar yanılırlar' diyebilir: Eğer suretler gerçekmiş gibi hareket etmezseniz, onların tesirini sarsarsanız, her şey kötüye gider: Tüm iktidar göstergelerinin salt suretler olduğunu ve efendinin söyleminin keyfiliğine dayandığını düşünenler kötü oğlanlardır: Daha da yabancılaşmışlardır. 

O halde siyasete ilişkin olarak, psikanalist projeler önermez, onları öneremez, ancak başkalarının projeleriyle dalga geçebilir, bu da sözlerinin kapsamını daraltır. İronistin büyük bir tasarımı yoktur, önce başkasının konuşmasını bekler ve sonra onu mümkün olduğunca çabuk devirir. Bunun siyasi bilgelik olduğunu söyleyelim, daha fazlası değil... Bu bilgeliğin aksiyomu ise şudur: "Keyif almaya devam edebilmek gerekir gibi sağlam bir gerekçeyle, iktidarın suretlerini korumak gerekir. Yapılması gereken iş insanın kendini mevcut iktidarın suretlerine bağlaması değil, onları zorunlu telakki etmesidir. (...) Toplum yalnızca suretlerle bir arada tutulur. Yani bastırma olmaksızın, özdeşleşme olmaksızın ve her şeyden önce rutin olmaksızın toplum olmaz. Rutin elzemdir." 

6 Aralık 2014 Cumartesi

Günümüz İdeolojisinden Kesitler II

"Suç ve suçluluk duygusu yoluyla yasal bir düzenin içine çekiliriz: Yasa'nın öznesi, tanımı itibariyle potansiyel bir suçludur. Yasal yurttaşların evrenselliğini oluşturan bu ortak suçluluk duygusu bizi, yasalın (yasağın) kendi üzerine katlanarak iki misline çıkışına geri getirir - Yasa sadece yasaklamaz, aynı zamanda yasaklanır:

Yasa yasak demektir. Bu onun yasakladığı değil, bizatihi yasaklandığı, yasaklanmış bir yer olduğu anlamına gelir (...) yasaya ulaşılamaz ve onunla saygılı bir ilişki kurmak için, yasayla ilişki kurulması değil, ilişkiyi kesintiye uğratmak gerekir. Sadece yasanın temsilcileriyle, örnekleriyle, muhafızlarıyla ilişkiye girmek gerekir. Bunlar haberciler olduğu kadar kesintiye uğratıcılardır. Yasanın kim, ne ya da nerede olduğunun bilinmemesi gerekir.

Peki niye? Çünkü bilinseydi, yasa meşruiyetini kaybeder, yasadışı bir şiddet edimine dayalı temeli görünür hale gelirdi. (Kant'ın yasal düzenin kökenlerinin sorgulanmasını yasaklamasının sebebi işte budur.) Yasa'nın cani alt-yüzünün, tesis edilirken başvurulan 'mitik şiddet'in, Yasa'nın hakimiyetini her daim ayakta tutan şiddetin yasaklı kalması gerekir. Bu yasak (baskı), baskının teba ve/veya özneye aktarılmasıyla işler: Büyük Öteki'nin, Yasa'nın kendisinin suçluluğunu (müstehcen şiddetini) görünmez kılmak için, teba/öznenin biçimsel olarak suçlu olarak algılanması gerekir. Fakat bunun işleyebilmesi için, söz konusu aktarımın iki biçime bürünmesi gerekir: Birincisi, suçu bilfiil işleyen suçlu özne ve ikincisi, suçu işleyenin ediminin kendilerini öldürme gereğinden kurtarması dolyısıyla bundan nemalanmış bulunan masum görgü tanıkları. Bu bakımdan cani, neredeyse bir Kurtarıcı'dır, başkalarının yüklenmesi gereken suçluluğu bizzat üzerine almış biridir: Bir suç işlemek suretiyle, kendini büyük Öteki için feda eder - 'Suçu üzerime alıyorum ki büyük Öteki (Yasa) saf, lekesiz kalabilsin."